24 Ekim 2011 Pazartesi

Türkiye'de Neler Oluyor?!

Son zamanlarda Türkiye'de neler oluyor internet olmasa öğrenemeyeceğim. Yurtta TV izleyemiyorum, netimde şükür her zaman olmasada arada çekiyor ve haberlere baktığımda gördüklerime inanamıyorum.

Bir sürü şehit haberleri ve Van'da deprem haberleri var.
Allah'ım şehit askerlerimize cennetinin güzellekleri ile buluşturmuştur zaten, ailelerinede acı verdiği kadar şehit ana-babası yaptığı ve vatanımızı en güzel şekilde savunup canlarıyla siper oldukları için gururda vermiştir.
Yinede evlat acısı çok zor :( Rabb'im tüm mehmetçiklerimizin yardımcısı olsun, onları korusun. Ailelerine sağ salim kavuştursun inşaallah.

Bu olaylardan sonra Van'da da deprem olmuş. Allah'ım oradaki insanlarında yar ve yardımcısı olsun. Kendini bilmez bir çok kişi Van'da deprem olmasını
"Hakkettikleri için oldu gebersinler, Allah onlara böyle bir ceza verdi ohh olsun" diye yorumlamış. Bu nasıl insanlıktır. Doğu diye tüm herkes terörist mi oluyor? Millet daha neyin ne olduğunu ayıramıyor. İstanbul'da hiç mi yok onlardan?! Ne cahil beyinler var insan inanamıyor.

Herneyse bu Van depremi için herkes seferber oldu ve ellerinden geldikleri kadar yardım yapmaya çalışıyorlar. Ben de evde ne var ne yok giyilmeyen düzgün ayakkabı ve elbiseleri MNG kargoyla Van'a yolluyorum. MNG kargo Van'daki depremzedeler için gönderilen tüm eşyaları ücretsiz Van'a ulaştırıyor haberiniz olsun.

Hatta Haremlerden Van'a giden arabalarda ücretsiz götürüyor diye duydum.
"MNG Kargo deprem bölgesine gönderilecek yardımlardan ücret almayacak.(444 06 06)"
Ya da göndereceğiniz bu tür eşyalarınız yoksa bu sefer "KIZILAY için 2868 boş; AKUT için 2930 AKUT yazarak; İHH için 3072 VAN yazarak mesaj atmak 5 Lira (LÜTFEN YAYALIM)" bu şekilde yine onlara destek olabilirsiniz.

Dünya'daki bir çok insanlar bu Van deprene duyarsız kalmazken bizim insanlarımız gebersinler diye yorum yapıyor ya çok utanıyorum.

Lee Hong Ki'nin Twit Mesajı:
터키에 지진...지진정말무서운거같아요...터키분들 힘내세요!!!
(Türkiye'de deprem... Sanırım korkunç bir deprem... Türkler kardeşim!!!

Naoka adında bir japon kızın Twit Mesajı:
Ben Türkçe Bilmiyorum. Ben endişe ediyorum. Aynı deprem. Deprem korkunç. Endişeleniyorum. Pray4Turkey
Ve naoka Türkiye'ye desteğini göstermek için Turna kuşları yaparak üzerlerine yazılar yazmış :)

Thank You Naoka.



Yonlee adında yine bir japon arkadaşın Twit Mesajı:
トルコ赤新月社のホームページです。主要寄付先が載っています。どうかみんなに広めてください。
Affedersiniz, benim turkcem cok kotu.Ama, simdi dunyadaki en guzel ulkenin biri icin bir sey yapmak istiyorum.Japonya'dan Turkiye icin ne yapabiliriz?Bu mesaji gorenler cevap verin, Biz Turkiye'yi cok seviyoruz...

Rihanna'nın Twit Mesajı:
Turkey, we're praying for all of you
Türkiye için hepimiz dua ediyoruz.

Böyle okuduğum o kadar çok mesajlar varki... Herkes tek yürek olup dua ettiğini ve yardımları ile yanımızda olacağını söylemiş. Böyle bir zamanda insanın en ihtiyaç duyduğu şeydir "Umut" ve bu mesajlarda Van'daki depremzedelerimize en güzel "Umut" örneği ve bir çok ülkenin yardım için kolları sıvadığının göstergesi.

Allah'ım ülkemizi ve bizi destekleyen tüm ülkeleride kötülüklerden korusun inşaallah. Amin Amin Amin...

"HZ.MUHAMMED (s.a.v) : Bir insanın gerçek zenginliği , onun bu dünyada yaptığı iyilikleridir."

23 Ekim 2011 Pazar

Hayat Kaldığı Yerden Devam Ediyor! Güzel Günlere İnşaallah!

SNSD'nin yeni klibi yayınlandı ve kesinlikle dişi Super Juniorlar dedim. İşte buyrun klipleri...


Vee evet hayat kaldığı yerden devam ediyor. Son yaşadıklarımdan sonra karalara bağlanacak değilim ya. Birileri gülerken, eğlenirken, umursamazken ben yatağımda yorganımı kafama çekerek ağlayacak değilim!

Son yazımı yayınladıktan sonra okuyup hislerimi anlayıp benim için üzülüp, ağlayan ve her türlü iletişimi kullanarak, mailden, face'den, sitemden özel mesaj atan ve yanıma gelerek teselli eden canım arkadaşlarım oldu. Allah'ım hepsinden razı olsun. Affedin ama bu kadar sevildiğimi bilmiyordum. :( Hakkınızı helal edin.

Yanımda olmasaydınız eminim şuanda halen ağlıyor olurdum ama iyiki varsınız. Rabb'im iyiki sizlerle tanışmayı nasip etmiş bana ki benim sadece iyi günlerimde değil kötü günleride de yanımda olup acıma ilaç oldunuz.

Attığınız mesajların sıcaklığı beni öyle sarıp sarmaladı ki bu sefer bu yüzden duygulanıp ağladığım çok oldu. Mesajlarında bazı arkadaşlarım ya kendi hayat hikayelerinden yola çıkarak beni teselli etmeye çalıştı, bazılarıda başımı koyup sıkılmadan ağlayabileceğim bir omuz ararsan buradayım dedi. Allah'ım hepinizden razı olsun canım dostlarımi kardeşlerim benim.

Yeni kaybettiğim eniştem için bile yüzyüze görüşme fırsatım olmadığım bir çok arkadaşımda Cüz'ler ve Yasin'ler okumuş. Ben Allah'ın öyle sevdiği kulmuşumki sizler gibi dostlar çıkarmış karşıma.

Bu arada 10 yıllık pasaportuma kavuştum çok şükür. Ama pasaport günü yaşadıklarım şaka gibi bir gün oldu. Azıcık dinlemek isterseniz başıma geleni anlatayım. Artık güler misiniz, ağlar mısınız?!

Pazar günü Babacımla resim çektirmeye gittim. Pasaportluk için dedim çekildim felan eyvallah. Pazartesi günü tüm belgelerimle birlikte karakoldaki randevuma yetişmek için sabah 8'de evden çıktım. Randevum 9'daydı. Neyse karakol Ümraniye Haldun Alagaş'ın oraya taşınmış dediler oraya kadar gittim ama bulamadım. Geride gördüğüm ekip aracına yanaştım ve yeni karakol nerede dedim. Amcalar "Kızım nerelere geldin Kiler Marketin orada dedi" evet evet öyle dedi ve o anda gözlerim döndü. Abilerden biride arkadaki caddeye geç oradan Kadıköy minibüsüne bin orada inersin dedi.
Neyse denileni yaptım ama ne otobüs ne minibüs ne taksi hiçbiri yokkk!!

Koşar adımlarla yürümeye başladım artık yol üzerinden taksi görürsem çevirir binerim dedim ama bir türlü gelmedi. İnanamadım ama tam tamına 7-8 dakika sonra dedikleri yerdeydim evet yetişmiştim son 10 dkkam kalmıştı randevuma. Herhaldle sinirden olsa gerek nasıl yürüdüysem fazla zamanımı almadı. Yeni karokala girerken bir baktım polisler toplanmış kakara kikiri ile kahvaltı yapıyorlar. İçeri gireyim derken bir polis yanıma gelip "Buyurun, ne istemiştiniz" dedi. Çay diyecektim ne isteyebilirim pasaport işlemi yaptıracaktım. Herneyse ben de "Yeni Karakol mu?" diye sordum çocuk "Evet" dedi. Şükür diyip içeri girecekken "Ne işlemi yaptıracaksınız" dedi. "Pasaport" dedim ve çocuk maalesef o burada yapılmıyor. O işlemleri yapan karakol HALDUN ALAGAŞ'ın orada ayapılıyor dedi. İçimden çığlıklar attım dışımdan "Nasıl olur oradan bir ekibe sordum burayı söyledi" dedim. Sonra "Tamam o zaman tam 5 dakikam kaldı o tarafa giden bir ekip aracınız varsa benide bırakın" dedim. Normalde çekingenin çekingeni olan ben böyle söyledim polis bile şaşırdı. " Şey yani burada görevli olmasak bırakırdık ama ama" derken arkadaki ajussi bir polis "gel kısım gel banada anlat" dedi. Sonra "bir şey olmaz yarım saat gecik istersen yinede işlemini yaparlar" dedi. O sevinçle zaten hemen yürümeye koyuldum ve yine beklediğim gibi hiçbir araç geçmedi ve ben tabana kuvvet Haldun Alagaşın oraya tam 5 dkka sonra vardım. Ayaklarımın bu kadar hızlı olduğunu bilmiyordum maşaallah :P
Gittim parmak izide dahil tüm belgelerim hazırdı hemen içeriye verdim ve Yosei'nin çilesi biter mi? :D Resimler beyaz fonlu değilmiş pasaportta yüzüm belli olmazmış beyaz çektirip gelmeliymişim. "Hayır, hayatta olmaz ona 10 lira verdim ben bir daha para veremem zaten öğrenciyim onu kullanın" dedim. "Ama kabul etmeyebilirler" dedi ama direttim. Mecburdum ne yapayım :hıhh: Tamam o zaman yarın ararız resimde sorun çıkarsa diye dediler. Tamam dedim çıktım ve yol üzerinde bir mağazaya girdim bakayım bir şeyler diye. Sakar ben tam bir tşört alıp nasılmış diye bakacakken kendimi sırt üstü düşmüş ve yerlerde yuvarlanır buldum. :P

Tam bir rezillik. Yanımda arkadaşım olsa dalgaya vurur atlatırım ama o an tek olmak korkunçtu. Yinede kimsenin yüzüne bakmamaya dikkat ederek bir kaç kıyafet seçip kabine gidip üstümü başımı düzelttim. :D Ve beğenmemiş yaparak dışarı çıktım.

O günden sonraki gün pasaportum onaylandı mesajı geldi telefonuma ve ertesi günde anneme teslim etmişler. Annem hemen arayıp pasaportun geldiğini anlamam için "artık Kore'ye de gidersin Yunan'a da, Barselona'ya da " diye söyledi.

Son olanlardan sonra kafa dinlemeyi öyle istiyorumki bayramda bile gidebilirim ya da Şubat tatilinde. Hangi ülkeye gideceğime karar vermedim ama T_T 1 haftalık uygun bir tatil arıyorum bakalım hangisi çıkarsa bahtıma T_T

2 gün önce çok büyük bir ağlama krizi yaşadım. Kendime şaşırdım. Artık ağlamak istemiyorum ve ağlamayacağımda. Kafa dinlemek istiyorum artık. Çoğu şeyi unutmak istiyorum.
İnsanoğlu işte hem tatlıyı seviyor hem tuzluyu birde yetmiyor acı yaktığı halde acıyıda seviyor. İçimi yakıyor halden ama bol su içerek atlatacağım. :P Aja Aja Fighting!!!

20 Ekim 2011 Perşembe

I will forget you!

Bu yazımı kaldırma sebebim ruh halimin tamamen değişmesi. Olmayacak bana yakışmayacak bir ruh halindeydim. Dahası bu yazımı okuyan arkadaşlar bilecektirkikolay bir durum değildi ama atlattım.
Herkese mutluluklar dilerim. ^-^


Bu şarkıyı çok seviyordum şimdi hissediyorum.

I will forget you - Seni Unutacağım!!!

Mutlaka yapacağım.
Seni unutacağım.
Artık ben, senin gibi birini tanımıyorum.
Seninle hiç tanışmadık.
İyiyim ben.
Unuttum seni çoktan.
Kendi halimde mutluyum.
Zamanla her şey unutulup gidiyor.
Hatırlayamıyorum bile.
Bir aşk bitince,
ardından başka bir aşk gelecek.
Mutlaka bitecek.
Şimdi acıtsa da, zamanla geçecek.
Yaram iyileşecek.
Bir aşk bitince, ardından, başka bir aşk gelecek.
Artık kimden hoşlanırsan hoşlan ya da onun yüzünden ne kadar
incinirsen incin umursanıyorum.
Artık senden hoşlanmıyorum.
Böyle olacak, seni unutacağım....

16 Ekim 2011 Pazar

Kore'ye 1 adım daha atıldı!

Ağustos ayında Kore'ye gideceğim nasip kısmetse. Son yaşadıklarımdan sonra kesin gözü ile bakamıyorum hiçbir şeye.
Pazartesi günü karakoldan randevu almıştım cenazeden çok önce. Bugün belgelerimi, resimlerimi ayarladım bu hengabede. Kısmetse yarın sabah 10 yıllık pasaportuma kavuşuyorum.
Ve yılbaşından sonra hayırlısı ile Kore'ye 40 günlük tatil biletimide alacağım.
Gerçi karar veremedim Park hocama soracağım kursamı gitsem gezmeye mi gitsem diye?! Kursun şartları iyi ise 2 ay kursa gitmeyi planlıyorum. Ama kurstayken fazla gezemem diye kursa daha sonra giderim diyede düşünüyorum. Yine neyin kafasını yaşıyorum bilmiyorum! T_T

Birde şeyi öğrendim yaa pöff 10 yıllık pasaport için 388 TL ödedim ama benim babamdan dolayı yeşil pasaport alma hakkım varmış. Düşünseneze Kore haricinde diğer ülkelerede (bir kaçı hariç) vizesiz daha ucuza gidebiliyorum. Yarın alacağım 10 yıllık pasaportum haricinde birde yeşil pasaportda çıkaracağım. *-*

Allah uzun ve hayırlı ömür verirse ilk gideceğim ülke Güney Kore olacak inşaallah.
Pasaport almak isteyenler varsa yeşil pasaport hakkı varsa sadece defter parası ödüyorlar. Eğer yoksa Hususi pasaport alabiliyorsunuz ve hususi pasaport alacaksanız kesinlikle 10 yıllık alın. Daha uyguna geliyor ve 10 yıl içerisinde istediğin an y.dışına gidebiliyorsun.

Y.dışı tatilleri öyle uygun fiyatlara düştüki y.içi bile bu fiyatlara zor tatil yapabiliyor insan. 200 Tl'ye 4 gün Yunanistan tatili vardı sırf pasaport yüzünden kaldı. İşte böyle uygun tatillerden fırsatlardan yararlanabilirsiniz. ;]

15 Ekim 2011 Cumartesi

Baba = "Can"dır, "Kan"dır! Babanızın kıymetini iyi bilin...!

Konunun Uzak Doğu ile ilgili bir bağlantısı yok ama her ülkede yaşanan en acı olaylardan biridir bu yazacaklarım.


Dün gece hafta sonu tatili için Sakarya'dan İstanbul'a eve geldim. Normalde geçen hafta gelecektim erteledim. Annemde bir dahaki hafta sonu gel dedi ama ısrarla bu hafta sonu gelmek istedim. O günde yani dün sanki dedim biri ölmüş gibi hissediyorum, öyle bir ruh halim vardı çok tuhaf. Dün akşamda işte İstanbul otobüsüne bindim ve saat 21.00 civarıda İstanbul'daydım. Elimde valizim olduğundan minibüs almaz diye yürüyerek gideyim eve dedim ve akşam olduğu için babamı arayıp yarı yolda beni almasını rica ettim. Babamıda Ümraniye'deki Sur polikinliğinin orada beklemeye başladım. O sırada da acili gördükçe "Şimdi buraya bizden biri kaldırılsa ne olur, bu aciller ne ürkütücü" dedim ve babam geldi eve yürümeye başladık tekrar. Yolda annem aradı ve babana söyle hemen Sur Polikinliğine gitsin teyzen orada enişten fenalaşmış dedi. Babamı oraya yolladım eve geldim valizimi bırakmamla aradaki o 5 dakikalik zamanda eniştemin durumu daha kötüye gitmiş ve hemen taksiye atlayıp polikinliğe gittik.

Canım teyzem tek başına bir odada ağlayıp gidicek biliyorum, hissediyorum diyip duruyordu. Yan odadaki elektro şok sesleri ve hemşirelerin koşuşturması. Ardından kuzenlerimin babaları için koşarak gelmesi. Ve o yarım saat içerisinde yaşananlardan sonra eniştemi kaybetmemiz....

Elimde olmadan kendimi tutamıyorum. "BABA" diyorum candır diyorum. Öldümü canından bir parça sanki vücudundan bir organ kopuyor gibi oluyor. Sona yaklaşıyorsun gibi. Ölen kişi babam değil ama çocukluğumdan beri aynı apartmanda yaşadığımız ve çok yakın akraba olduğumuz için canım yanıyor. Kuzenlerimin yerine koyuyorum kendimi. Babasız kalmak diyorum ve içim titriyor. 6 sene evvel bir olay geliyor gözümün önüne. Babamı boğulurken görmüştüm. Son anda kurtardılar ve onunla birlikte boğulan kuzenimi kurtaramadılar. Ölen kuzenimde dün kaybettiğim eniştemin oğluydu. Onun boğulduğu gün babamda boğulyordu ama onu kurtardılar. Allah'ım onu bize bağışladı. Ama o günden sonra psikolojim hiç iyi olmadı. Babam işe gittiğinde sürekli arayıp yokluyordum. Rüyamda öldüğünü görüyordum ve katıla katıla ağlayarak uyanıyordum ve annem hemen babamı arıyordu sesini duymam için. Her kız babaya ayrı bir düşkün olur ama BABA gerçekten BABA ise ayrı bir bağımlı olur çocuk.
Ya diyorum bir gün onları kaybedersem! Düşünmesi bile ürkütücü, korkunç.
Dünkü olaydan sonra babama sakın benden önce ölme dayanamam dedim. Ölenle ölünmez derler ama ben ölürüm. ALLAH'ım benim ömrümden alsın anne ve babama versin. Ben onların ölümünü görmek bile istemiyorum.

Eniştem çok esprili ve sohbeti çok güzel bir insandı. Dün kalbim sıkışıyor hanım demiş teyzem şaka yapıyor sanmış. Sonra yakınımızdaki polikinliğe gidelim demişler ve aşağı kapıya indiklerinde eniştem taksi çevirecekken o sırada minibüs gelmiş ve teyzem boşver taksiyei minibüse binelim demiş. Minibüse binmişler birde teyzem oturmuş eniştem o kalp sıkışıklığında ayakta gitmiş. Polikinliğe capcalı girdi ama cansız bedeni ile çıktı. Bembeyazdı yüzü nur gibi. Canım benim...

RABBİM kimseye bu acıları yaşatmasın , hepimizin gideceği yer orası ama yürek kaldırmıyor yinede.
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn (Allah(cc)'a hamdolsun! Biz, O'ndan geldik ve yine O'na döneceğiz (bakara 156) ), Küllü nefsin zaigatül mevt sümme ileyna türceûn (Her nefis ölümü tadacaktır,sonunda O'na döneceksiniz)

Dünden beri gelenler gidenler sonuçta ateş düştüğü yeri yakıyor. Ağlamak ölüye ızdıraptan başka bir şey değil. Önemli olan yaşarken her şeyin kıymetini bilmek ve hiçbir şey için geç kalmamak. Kişi öldükten sonra gelen "keşke" ile başlayan her cümle şeytandan başkasını sevindirmez.

Şuanda yazımı okuyanlar varsa gitsinler anne babalarına hatta kardeşlerine eşlerine evlatlarına sımsıkı sarılsınlar ve onları çok sevdiklerini söylesinler. Sevdikleriniz öldükten sonra KEŞKE şunu deseydim, şunu yapsaydım, etseydimler ölü için işe yaramıyor!

Son olarak;
Allah'ım herkese hayırlı ölmeyi ve güzel amellerimiz ile ona boş gitmemeyi nasip etsin inşaallah... (AMİN AMİN AMİN)

6 Ekim 2011 Perşembe

Kore konsolosu yemek daveti ve 2NE1 Lonely

Geçen hafta sonu Kore konsolosluğunun evine yemeğe davet edildim. 60. yıl ve bir çok etkinliklerde yardımcı olan arkadaşlarımla birlikte hepimiz davet edilmiştik.
Davete giderken Kore adetleri bizimle benzer diye yani onlarda evde ayakkabı ile gezmezler diyip Sakarya'da bırakıp evde bir tane bile bırakmadığım çoraplarım yüzünden çorap krizi geçirdim ve evde tiril tiril kıyafetime uygun çorap aramaya başladım. :D Neyse işte gittik aigoo ayakkabı ile aldılar, evde boşuna aramışım yırtık giysem bile farketmezlermiş. :D Bir çok defa Gaya Restorantına gittim orada bile ayakkabı çıkardık evde çıkarılmaması tuhafıma gitti herneyse :P
Salona geçtik, Kore Konsolosunun eşi ile tanıştık. Çok sevimli, misafirperver, nazik bir bayandı. Tek eksiği Türkçe bilmemesi :D Onunla birlikte Kore konsolosu yardımcılarının eşleride oradaydı. Hepsi birbirinden şeker, esprili ve şakacılardı. :D
O gün şansımıza Kore Kamu yonetimi ve Guvenlik Bakanı'da gelmişti. Ne isteğiniz varsa söyleyin dedi. Millet Kamu Yönetimi ve Güvenlik Bakanına okulla ilgili istekler ve bununla ilgili sorular sorup durdu. Kore Kamu Bakanı'da çok şekerdi yahu :)
Bizim gibi Kore Sever Türk gençleri ile tanıştığına memnun olduğunu ve hatta bizleri görebilmek için Ankara'dan atlayıp geldiği uçağında pilota acele sürmesini ve neredeyse evin tepsinde indirmesini söylemiş :D Bize kendisi Korece anlatıyordu. Ayrıca çok esprili idi. Anlatımındaki mizahi tonu güldürdü bizi.:D Sonra onu yolculadık ve bizi bekleyen o mis gibimmm Kore yemeklerini yemek için masaya oturduk. Hayatımda böyle lezziz bir dukbokki yememiştim. Kimchi apAcı, Çamçe çok güzeldi. Kimpaba halen alışamadım T.T Çok etçil olmadığımdan Bulgogi'yi çok az tattım ama o da güzeldi. *-* Ahçıları süper iş çıkarmış *-* Dubbokkinin tadı damağımda. *-*

Yemek sırasında komedi, gırgır, şamata ile geçti. Sonrasında şarkı yarışması yapıldı. Şarkı yarışmasının konusu "Herkes Korece şarkı söyleyecek ve jürinin seçimiyle seçilenlerde hediye kazanacaktı."
Yarışma eğlence amaçlı ama söyleyenlerede gönül yapma amaçlı hediyeler verildi. İşte benim bağlayacağım konuda. 1. seçilen arkadaşım Şeyma'nın söylediği parçaydı. 2Ne1'in bu şarkısını nasıl fark etmemişim bilmiyorum. Herkes şarkı söyledi ama Şeyma'nın sesi hem güzel hemde çok güzel ezbere 2NE1 - Lonely şarkısını harika söylemişti. Video bir arkadaşımız çekti eğer ulaşabilirsem bloğumda yayınlayacağım. Böyle yetenek görülmeli :D

İşte o şarkı


Şeyma arkadaşımın söyleyişine ulaşırsam paylaşacağım. 2. arkadaşımız Zeynep'te Kore Dili ve Edebiyatı okuduğundan "Hatırla Sevgili" şarkısını hem Türkçe hem de Korece olarak seslendirdi. Diğer arkadaşlarda birer nakarat söylerek yine hediye aldılar. Tabii biz söylemeyenlerde yine hediye aldık. Yani hepimiz hediyelerle döndük evimize.

Herkes çok memnun ve birbirini tekrar görmek istediğini söylerek yemekten ayrılıverdik. İşte bu kadar. :D